Kardeş kıskançlığı, çocukları olan ailelerin bünyesine yeni bir bebek geldiğinde diğer çocuklar tarafından ortaya çıkan bir durumdur. Kardeş kıskançlığı bir bakıma normal kabul edilebilir. Bazı durumlarda çocukların aşırı tepkileri, uyumlarının uzun sürmesi, davranışsal sorunlar gibi durumlarla karşılaştığımızda bu kardeş kıskançlığının ele alınması gerekiyor diyebiliriz.
Kardeş kıskançlığı daha çok ebeveynlerin yeni gelen bebeği aileye dahil ettiklerinde, bununla ilgili duygusal hazırlığı diğer çocuklara yeterince yapamadıklarında, doğru bir şekilde yapamadıklarında, nasıl ele alacaklarını tam olarak bilemediklerinde de ortaya çıkabilir. Kardeş kıskançlığı çocukların gelişimlerine, hangi yaşta ve hangi dönemde olduklarına göre değişebilir.
Kardeş kıskançlığının sorun olduğunu diyebileceğimiz noktalar; çocuğun yaşının altında gelişim belirtileri göstermesi, gerileme dediğimiz durumların ortaya çıkması, küçük kardeşe yönelik saldırgan davranışlar, anne babaya aşırı düşkün olma, anne babadan uzaklaşma, davranış sorunları, alt ıslatma, kaka kaçırma, yani kendi gelişim döneminin dışında gelişim belirtilerini göstermeleridir. Bu, sorunun ele alınması gerektiğine işarettir.
Kardeş kıskançlığı yaşayan ailelerin çocukla iletişimi oldukça önemlidir. Öncelikle çocuk, yeni gelen bebeği elbette ki anne babanın seveceğini görecektir. Fakat bunu diğer çocuğun yanında yapmaktan kaçınmak, doğal olmayan bir şekilde davranmaya devam etmek, çocuğun hissedebileceği ve anlayacağı bir durumdur. Veya çocuk doğmadan önce “Biz seni çok seviyoruz, gelecek kardeşini hiç sevmeyeceğiz.” gibi gerçek olmayan, çocuğu kandırmak üzerine yapılan söylemler ve tutumlar kardeş kıskançlığının artmasına neden olabilir.
Kardeş kıskançlığı sağlıklı bir şekilde ele alındığında ailenin yaklaşımı ile birlikte çözülebilir. Ancak ilerleyen boyutlarda mutlaka profesyonel destek alınmalıdır. Kardeş kıskançlığıyla ilgili yaklaşımda önce ailenin dinamikleri gözden geçirilmeli; ebeveyn tutumları, çocukların gelişimi, ailenin içinde bulunduğu durum gibi faktörler mutlaka değerlendirilmelidir. Burada aile yaklaşımı oldukça önem kazanmaktadır.
Ailenin, her çocuğun duygusal ihtiyacını karşıladığından, diğer çocuğu göz ardı etmek ya da aşırı ilgi göstermek gibi değil, olması gerektiği gibi davrandığından emin olmak gerekir. Aile dinamikleri, ailenin içinde büyükanne, büyükbaba gibi daha geniş ailenin varlığı, çocuğa olan yatırım, çocuğun özel bir durumu olup olmaması; bütün bu kriterler kardeş kıskançlığının ele alınmasında önemli boyutlardır.
Kardeş kıskançlığında aile tutumu son derece önemlidir. Burada ailenin çocuğu diğerine göre tercih etmesi, özelliklerinden dolayı daha fazla duygusal yatırım yapıyor olması, diğer çocuğun gözünden kaçmayacak ve bu önemli bir nokta olabilir. Diğer çocuk için burada adalet duygusu önem kazanmaktadır. Kardeş kıskançlığı yaşayan çocuğun kendiyle ilgili adil davranılmadığına dair düşünceleri vardır. Kendisine verilenin yeterince olmadığına dair düşünceleri vardır.
Öncelikle bu ihtiyaç giderilmeli, onun için gerekli duygusal yatırım sağlanmalı ve çocuğun hangi noktalarda zorlandığı, değişikliğin aile içindeki değişikliğin ne boyutta olduğu ele alınmalıdır. Yeni bir çocuk geldiğinde aile dengeleri elbette bozulur. Ancak bu dengeyi olabildiğince sağlıklı tutmak, tüm çocukları gözetmek ve her birinin gelişimine uygun duygusal ihtiyaçlarını karşılamak ailelerin dikkat etmesi gereken konulardandır.
Kardeş kıskançlığı ile gelen bir çocuk için aile dinamikleri gözetilip sonrasında çocuğun yaşına göre oyun terapisi, bilişsel davranışçı terapi, şema terapi veya EMDR terapisi ile destek sağlanarak daha sağlıklı ve uygun davranışlara geçiş yapmasına yardımcı olunabilir.