Okul Başarısı Neye Bağlı? Başarılı Olmak Için... Psikolog Emel Güler

Okul başarısı, ailelerin sıklıkla üzerinde durduğu ve oldukça önemsedikleri bir konudur. Okul başarısı genellikle çocukların hem aileleri hem okul tarafından değerlendirildiği, aynı zamanda çocuğun kendi içinde kendini değerlendirdiği bir süreçtir. Bu nedenle çocuğun özgüveni bazen okul başarısıyla eşleştirilebilir. Bu da “Ben başarılıysam değerliyim, başarısızsam değersizim” gibi düşüncelere gidebilir.

Bu nedenle okul başarısının yalnızca akademik performanstan ibaret olmadığı; çocuğun ruhsal dünyasıyla, ailesiyle, gittiği okulla, öğretmeniyle ve içinde bulunduğu tüm koşullarla ilişkili olduğu unutulmamalıdır. Yani okul başarısı dediğimizde bu yalnızca çocuğu temsil etmez. Çocuğun okulda başarılı olması ya da zorlanması, içinde bulunduğu durumun bir yansımasıdır.

Normal şartlarda, normal zekaya sahip bir çocuk; herhangi bir çevresel, fiziksel ya da psikolojik sıkıntı yaşamıyorsa okulda verilen ve öğretilen bilgileri alabilir, performans gösterebilir, çalışabilir ve bu sürecin üstesinden gelebilir. Hatta oldukça iyi bir performans da gösterebilir. Bu durum, çocuğun nasıl odaklandığıyla yakından ilişkilidir.

Burada bilişsel süreçlerin elbette etkisi vardır. Çocuğun ilgi alanları, zeka seviyesi ve öğrenme becerileri başarıyla ilişkilidir. Ancak başarı yalnızca bunlarla bağlantılı değildir. Genellikle gözden kaçırılan nokta şudur: Çocuk başarılıysa zeki, başarısızsa zeki değil şeklinde bir değerlendirme yapılır. Oysa birçok zeki çocuk, yalnızca psikolojik etkenler nedeniyle potansiyelini göstermekte zorlanabilir.

Sınav stresi bunun en belirgin göstergelerinden biridir. Çocuk normalde yapabilir, akademik olarak ciddi bir sıkıntısı olmayabilir; ancak sınav performansının yarattığı kaygı nedeniyle başarısız bir çocuk gibi görünebilir. Dolayısıyla burada ebeveynlere düşen en önemli görev, çocuğun herhangi bir performans göstermeden de olduğu haliyle kabul edildiğini ona hissettirmektir. Bu yaklaşım, çocuğun kendine olan saygısını sağlam temeller üzerine inşa etmesine yardımcı olur.

Çocuğu yalnızca sınav notundan ibaret görmek ve bu notlar üzerinden eleştirmek, çocuğun psikolojik olarak incinmesine neden olabilir. Bu durum güven sorunlarını artırabilir ve çocuk beklenen performansı zaten gösteremeyebilir. Benzer şekilde, çocuk kaynaklı olmayan ancak çevresel faktörlerle ilişkili durumlar da okul başarısını etkileyebilir. Ev taşınması, bir yakının vefatı, evde kardeş doğumu, anne baba boşanması, güncel olaylar, hastalık durumu ya da bir kayıp çocuğun odaklanmasını olumsuz etkileyebilir.

Psikolojik faktörler, çocuğun bilişsel yetkinliklerinin önüne geçebilir. Çünkü duygusal süreçlerimiz, potansiyelimiz ne olursa olsun bunu olumlu ya da olumsuz yönde etkileyebilir. Dolayısıyla sağlıklı bir psikolojik durumda olan, sağlıklı gelişen ve mutlu bir çocuk; zeka seviyesi ne olursa olsun akademik olarak daha iyi bir performans gösterebilir.

Çocuğun başarısı yalnızca akademik performansla eşit değildir. Bazı çocuklar ders çalışmakta iyidir, bazı çocuklar sanatta, bazıları resimde, bazıları ise sporda daha başarılıdır. Bu nedenle başarıyı yalnızca zekaya indirgemek ya da çocuğun tek göstergesini zeka gibi görmek çocuğu örseleyebilir. Çünkü zeka tek bir alandan oluşmaz; birçok farklı alanı vardır. Çoklu zeka kavramı da bunu ifade eder.

Akademik başarı yalnızca IQ ile açıklanamaz. Çocuğun gelişimine, duygusal ihtiyaçlarına, ilgi alanlarına ve potansiyeline daha geniş bir açıdan bakmak gerekir. Bu yaklaşımla çocukların okulu sevmeleri, kendi potansiyellerini daha rahat göstermeleri ve aileleri tarafından desteklendiklerine inanmaları kolaylaşır. Mutlu bir çocuk, kendini daha rahat ifade eder; kendini güvende hisseden çocuk da potansiyelini daha sağlıklı şekilde ortaya koyabilir.

WhatsApp